Author Archives: HK

1’i geçti kaldı 4 ay

1 ay sonra yeniden bir şeyler yazabilmek keyif verici…

Ardahan’ın Damal ilçesinde geçirdiğim 1 ayın özetine geçeyim.

Ordu’dan Kars’a yaptığım 12 saat civarındaki yolculuğun ardından 1 saat de Ardahan yolculuğu yaptım ve askeri birliğe giriş yaptım. 1 gün sonra da acemi er eğitimi için Damal’a doğru yola çıktık 155 kişi.

Damal’da hava sıcaklığı gündüz -15-20, geceyse -20-25 derecedeydi. Soğuk hava şartları, su sıkıntısı ve ısıtma sistemindeki sorunlar nedeniyle dışarıda olduğu kadar içeride de şartlar oldukça zorlayıcıydı. Buna karşın, kurulan arkadaşlıklar ve uzun sohbetler bunları bir nebze olsun unutturuyordu yaşananları. Bilhassa akşamları, akşam yemeği sonrası…

Damal’da aldığımız acemi er eğitimi 3 hafta sürdü. 7. Hudut Bölüğü olarak 2200 metre yükseklikte Ilgar Dağı’ndaydık. Her yer bembeyaz ve uçsuz bucaksız… Etraftaki tepelerde yerleşim yok ve o tepelerden birinin arkasında Gürcistan bulunuyor. Gördüğümüz temel iki renk beyaz ve hakiden ibaretti. devamı »

Bu yazı 639 defa okundu.

Yolcu yolunda gerek

Zamanı geldi artık.

Sanırım uzunca bir sure için son yazım bu olacak. Bu akşam saat 20.00’de Kars’a, oradan da Ardahan’daki birliğe…

5 ay 5 günü izin almadan tamamlayıp bir an önce gelmek istiyorum donmadan. Kalın sağlıcakla…

Bu yazı 409 defa okundu.

Yol çağırdı mı gidilir

Ve sonunda kısa dönem piyade er olarak gideceğim birlik belli oldu.

25. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı, Ardahan
Aralık 2007 – Mayıs 2008

Bu yazı 385 defa okundu.

Askerliğe intisap* etmiş bulunmaktasınız

Derken günlerden 2 Aralık Pazar günü Samsun’daydım. Mecburen girmek zorunda olduğum 319. dönem yedek subaylık sınavı için Sahra Sıhhiye Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı’na gittim. 2,5 saat süren Samsun yolculuğunun ardından kışlaya ulaştığımda saat 11.30′du. Toplanmaydı, sıraydı derken kendimizi grup halinde kantinde yemek yerken bulduk. Ardından da yemekhanede kayıt sırası için bekledik. Tabii bunlar ayrı yerlerde ve bizi götürürlerken -halen sivil olmamıza rağmen- üçerli, beşerli sıralara sokmayı ve emir vermeyi de ihmal etmediler. E ne de olsa bir kere girmiştik o kapıdan içeri. Bekleye bekleye kayıt sırası da bitti, ardından sınav için bekleme zamanı geldi. Bizden önceki grubun sınavını bitirmesi için 45 dakika civarı ayakta bekledik koridorda. Herkeste bir an önce ne olacaksa olsun, sınav bitsin ve evimize gidelim isteği… devamı »

Bu yazı 554 defa okundu.

Son izlediğim filmler – 6

Şu sıralarda, daha önce de yazdığım üzere, Türk filmlerini izliyorum birbirinin peşi sıra. Bir yönetmen çarpıyor gözüme adını önceden duyduğum fakat hakkında pek okumadığım, neler yaptığını bilmediğim bir adam: Zeki Demirkubuz. Türk sineması hayatına kaldığı yerden devam ediyor ve Zeki Demirkubuz gibi isimler Türk sineması için büyük bir değer olarak kendilerini sinemaya adamakla hayatlarını geçiriyorlar.

Filmlerini izlemeden önce bu kadar akılda kalıcı, bu kadar derine işleyen, adeta akla kazınan senaryolar ve oyunculuklarla karşılaşacağımı pek düşünmemiştim Kader filmini izleyene kadar. Bu filmi izledikten sonra sayısı 10′u geçmeyen bağımsız Zeki Demirkubuz filmlerinin tamamını izlemeye karar verdim ve bekleme odası dışında diğer tüm filmleri izledim. Kısaca diğerleri de beklediğim tadı verdi.

Kader filmi hakkında 21 Ekim’de son izlediğim filmler 3 başlığı altında değinmiştim. İzlediğim diğer Demirkubuz filmlerine gelecek olursak aralarında şunlar bulunuyor: Yazgı (2001), İtiraf (2001), Üçüncü Sayfa (1999), Masumiyet (1997) ve C Blok (1994) devamı »

Bu yazı 470 defa okundu.

Son 13 derken

Günlerdir yazmak aklımdaydı aslında ama ne yazsam diye düşünüyordum. Hala daha öyleyim. Olan biten farklı bir şey yok ama geçen cumadan beri hareketli günler geçiriyorum.

Hafta sonu Trabzon’daydım. 2007′ye damgasını vuran Facebook sayesinde ilkokul arkadaşlarımın birkaçına ulaştım. Yıllardır aklımın bir köşesinde ikamet ederlerdi onlar aslında. Bundan 3 hafta kadar öncesinde bulduk birbirimizi ve 13 yıl aradan sonra tekrar buluştuk en yakın olduklarımla. O kadar yıl geçmiş geçmesine ama bugünlerde zor bulunan değerleri kaybetmemişiz, vefa gibi, arkadaşlık gibi, samimiyet gibi… devamı »

Bu yazı 397 defa okundu.

4 farkı bulun

Bugün internette dolaşırken rastladığım bir siteyi not düşeyim istedim. O eskiden gazetelerde, dergilerde gördüğümüz “resimlerin arasındaki bilmem kaç farkı bulun” başlıklı bulmacalar artık internette.

Düşündüğünüzden daha fazla dikkat gerektiriyor benden söylemesi.

www.spotthedifference.com

Bu yazı 538 defa okundu.

Son 22 güne girerken

Neticede günler birer geçiyor ve ben geri sayıma devam ediyorum. Bilmediğim bir yerde, bilmediğim bir süre için bulunmaya gidiyorum.

Bugün askerlik işlemlerinin son kısmını da hallettim. Formalite birkaç belgeye daha imza attım. Artık 2 Aralık Pazar gününü bekliyorum, yedek subaylık sınavına girmek için. Sınav Samsun’da. Şaşırtıcı bir gelişme oldu ve askerlik şubesi bana Samsun’a gidiş-dönüş ve yemek masrafları için 25 ytl, evet tam tamına 25 ytl, verdi. Devletten para almak garip bir duygu. Bunu sanırım unutamayacağım uzun bir zaman. (Bu arada bildiğim kadarıyla Samsun’a gidiş-dönüş toplam 30ytl, o da ayrı mesele) devamı »

Bu yazı 413 defa okundu.

Son izlediğim filmler – 5

Son birkaç gün içinde izlediğim filmleri de not düşeyim.

Efendim izlediklerim arasında Helen Mirren’lı The Queen, Daniel Craig’li son James Bond filmi olan Casino Royale, Nicolas Cage’li The Matchstick Men ve Steve Buscemi, Sienna Miller’lı Interview bulunuyor.

The Queen, 2006 yapımı, en iyi kadın oyuncu Oscar’ı sahibi, ödüllü bir film. Başrolde Helen Mirren İngiltere kraliçesi olarak karşımızda. Film, Lady Diana’nın ölmesinin ardından kraliyet ailesinin ve İngiliz halkının yaşadıkları tirajikomik olayları yansıtıyor. Biraz politika, biraz mizah ve Helen Mirren’ın mükemmel oyunculuğu bir araya gelmiş ve ortaya güzel bi film çıkmış. Henüz izlemediyseniz tavsiye edilir. [8/10]

Casino Royale, izlediklerim arasında ki en kötü James Bond filmiydi. Pierce Brosnan’lı diğer filmler adından söz ettirmişti gerek oyuncuları gerekse aksiyon sahneleriyle ancak Casino Royale, tamamen boş, sıkıcı, aksiyondan uzak bi film olarak tarihe geçti. Konu olaraksa, bir terörist grubun finans kaynağı olan adamı safdışı bırakmak seçilmiş. Bu adamı alt etmek içinse Bond’un önce kumar masasındaki hünerlerini göstermesi gerekiyor. Birkaç sürpriz olay dışında izlenecek yanı yok. Bond tarihinin en kötü ve ayağa düşmüş olanını canlandırıyor Daniel Craig. Zamanınızı boşa harcamayın. [5/1O] devamı »

Bu yazı 414 defa okundu.

Dünya bu “Yumurta”ya hayran [*]

Hiçbir uluslararası yarışmadan ‘eli boş dönmeyen’ “Yumurta“, hem Bangkok Dünya Film Festivali’nden hem de Avrupa Film Festivali’nden ödül aldı.

Yönetmen Semih Kaplanoğlu, “Yumurta” adlı filmiyle Bangkok Dünya Film Festivali’nde “En İyi Yönetmen” ödülünü aldı. Aynı zamanda İspanya’nın güneyindeki Sevilla kentinde düzenlenen Avrupa Film Festivali’nde Sevilla Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinden oluşan bir jüri tarafından verilen Eurimages Ödülü’ne “Yumurta” layık görüldü. Sinema eleştirmenlerinin oylarıyla belirlenen “Kritik Ödül” ise yönetmen Fatih Akın’ın “Yaşamın Kıyısında” adlı filmine verildi. devamı »

Bu yazı 590 defa okundu.