Sinema+Dizi


Grbavica


Grbavica
2006 yapımı muhteşem bir film. Son zamanlarda izlediklerim arasında en iyilerinden biri diyebilirim. Film Türkçe’ye Grbavica: Esma’nın Sırrı olarak çevrilmiş. IMDB’de 7.3′lük bir puana sahip.

filmin yönetmeni saraybosna doğumlu bir kadın olan Jasmila Žbanić. Filmde 1990larda yaşanan Yugoslavya iç savaşı sırasında, Sırp milliyetçilerden oluşan yarı askeri bir grup olan Çetnikler tarafından sistematik biçimde toplu tecavüzlere uğrayan 20000 (evet yirmi bin) Bosnalı kadından biri olan Esma’nın hikayesi anlatılıyor. Yönetmen, Esma’nın hayatını ve kızıyla yaşadıklarını; demogoji yapmadan, olanları göze sokmadan çok doğru bir şekilde filme aktarıyor.

Filmin sürprizlerini bozmamak adına fazla detay vermek istemiyorum ama bu filmi kesinlikle izleyin. 2006 tarihli bir film olsa da gerçekler değişmiyor, tarihin bir köşesinde öylece durup sizin görmenizi bekliyor.

Film, 2006′daki Berlin Film Festivali’nde en iyi film dalında Altın Ayı kazanmış; Altın Ayı dışında çeşitli film festivallerinden 9 ödülle dönmüş.

Bu yazı 679 defa okundu.

Etiketler: , ,

Son izlediğim filmler – 6

Şu sıralarda, daha önce de yazdığım üzere, Türk filmlerini izliyorum birbirinin peşi sıra. Bir yönetmen çarpıyor gözüme adını önceden duyduğum fakat hakkında pek okumadığım, neler yaptığını bilmediğim bir adam: Zeki Demirkubuz. Türk sineması hayatına kaldığı yerden devam ediyor ve Zeki Demirkubuz gibi isimler Türk sineması için büyük bir değer olarak kendilerini sinemaya adamakla hayatlarını geçiriyorlar.

Filmlerini izlemeden önce bu kadar akılda kalıcı, bu kadar derine işleyen, adeta akla kazınan senaryolar ve oyunculuklarla karşılaşacağımı pek düşünmemiştim Kader filmini izleyene kadar. Bu filmi izledikten sonra sayısı 10′u geçmeyen bağımsız Zeki Demirkubuz filmlerinin tamamını izlemeye karar verdim ve bekleme odası dışında diğer tüm filmleri izledim. Kısaca diğerleri de beklediğim tadı verdi.

Kader filmi hakkında 21 Ekim’de son izlediğim filmler 3 başlığı altında değinmiştim. İzlediğim diğer Demirkubuz filmlerine gelecek olursak aralarında şunlar bulunuyor: Yazgı (2001), İtiraf (2001), Üçüncü Sayfa (1999), Masumiyet (1997) ve C Blok (1994) devamı »

Bu yazı 470 defa okundu.

Son izlediğim filmler – 5

Son birkaç gün içinde izlediğim filmleri de not düşeyim.

Efendim izlediklerim arasında Helen Mirren’lı The Queen, Daniel Craig’li son James Bond filmi olan Casino Royale, Nicolas Cage’li The Matchstick Men ve Steve Buscemi, Sienna Miller’lı Interview bulunuyor.

The Queen, 2006 yapımı, en iyi kadın oyuncu Oscar’ı sahibi, ödüllü bir film. Başrolde Helen Mirren İngiltere kraliçesi olarak karşımızda. Film, Lady Diana’nın ölmesinin ardından kraliyet ailesinin ve İngiliz halkının yaşadıkları tirajikomik olayları yansıtıyor. Biraz politika, biraz mizah ve Helen Mirren’ın mükemmel oyunculuğu bir araya gelmiş ve ortaya güzel bi film çıkmış. Henüz izlemediyseniz tavsiye edilir. [8/10]

Casino Royale, izlediklerim arasında ki en kötü James Bond filmiydi. Pierce Brosnan’lı diğer filmler adından söz ettirmişti gerek oyuncuları gerekse aksiyon sahneleriyle ancak Casino Royale, tamamen boş, sıkıcı, aksiyondan uzak bi film olarak tarihe geçti. Konu olaraksa, bir terörist grubun finans kaynağı olan adamı safdışı bırakmak seçilmiş. Bu adamı alt etmek içinse Bond’un önce kumar masasındaki hünerlerini göstermesi gerekiyor. Birkaç sürpriz olay dışında izlenecek yanı yok. Bond tarihinin en kötü ve ayağa düşmüş olanını canlandırıyor Daniel Craig. Zamanınızı boşa harcamayın. [5/1O] devamı »

Bu yazı 414 defa okundu.

Dünya bu “Yumurta”ya hayran [*]

Hiçbir uluslararası yarışmadan ‘eli boş dönmeyen’ “Yumurta“, hem Bangkok Dünya Film Festivali’nden hem de Avrupa Film Festivali’nden ödül aldı.

Yönetmen Semih Kaplanoğlu, “Yumurta” adlı filmiyle Bangkok Dünya Film Festivali’nde “En İyi Yönetmen” ödülünü aldı. Aynı zamanda İspanya’nın güneyindeki Sevilla kentinde düzenlenen Avrupa Film Festivali’nde Sevilla Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinden oluşan bir jüri tarafından verilen Eurimages Ödülü’ne “Yumurta” layık görüldü. Sinema eleştirmenlerinin oylarıyla belirlenen “Kritik Ödül” ise yönetmen Fatih Akın’ın “Yaşamın Kıyısında” adlı filmine verildi. devamı »

Bu yazı 590 defa okundu.

Son izlediğim filmler – 4

Bu akşam 2 güzel animasyon film izledim. Biri Ratatouille, diğeriyse Happily N’ever After. İkisi de gerçekten güzeldi ancak Ratatouille’un mutlaka izlenmesi gerek.

Ratatouille‘un esas kahramanı bir fare. Keskin bi tat ve koku duyusu var. Bu özelliği onu diğerlerinden ayırıyor. Kahramanımızın adı Remy. Hayalindeki tek şeyse bi aşçı olmak. Fare ve mutfak zıtlığı filmde mizah unsuru olarak bol bol kullanılmış. Fare Remy’nin aşçı olma hayalleri ve bunu başarması ekseninde olaylar gelişiyor.

Pixar yine mükemmel bi film ortaya koymuş. Diğer pixar animasyonlarından Ice Age 1 ve 2, Finding Nemo ve The Incredibles‘ı izleyip beğendiyseniz bu film de tam size göre. Keyifli, güldüren ve mutlu bir film. Fareyi çok seveceksiniz iddia ediyorum. İzlenmesi şiddetle tavsiye edilir. [9/10]

Happily N’ever After, klasik masal anlayışımızın biraz dışına çıkmış. İyi sonla biten masalların, iyi sonla bitmemesi durumunda ortaya çıkacak karışıklık ve bu karışıklıktan faydalanmaya çalışan kötülerle, her şeyi yoluna koymaya çalışan iyiler arasındaki çatışma üzerine kurulmuş. Masal büyücüsünün İskoçya ziyaretinin ardından işler karışıyor ve olaylar gelişiyor. Neşeli, seyirlik, izlenebilir ancak diğer Pixar animasyonları gibi bi tat bırakmıyor. Yine de seçim sizin. [7/10]

Bu yazı 431 defa okundu.

44.Antalya Altın Portakal Film Festivali ödülleri

*En İyi Film: Yumurta
*Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü: Yaşamın Kıyısında
*Behlül Dal Digitürk Genç Yetenek Jüri Özel Ödülü: Saadet Işıl Aksoy [Yumurta]
*En İyi Yönetmen: Fatih Akın [Yaşamın Kıyısında]
*En İyi Senaryo: Semih Kaptanoğlu-Orçun Köksal [Yumurta]
*En İyi Müzik: Zülfü Livaneli [Mutluluk]
*En İyi Kadın Oyuncu: Özgü Namal [Mutluluk]
*En İyi Erkek Oyuncu: Murat Han [Mutluluk]
*En İyi Sanat Yönetmeni: Naz Erayda [Yumurta]
*En İyi Görüntü Yönetmeni: Özgür Eken [Yumurta]
*En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Nursel Köse [Yaşamın Kıyısında]
*En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Tuncel Kurtiz [Yaşamın Kıyısında]
*En İyi Kurgu: Andrew Bird [Yaşamın Kıyısında]
*En İyi Laboratuvar: Şafak Stüdyo [Sis ve Gece]
*En İyi Saç ve Makyaj: Songül İbrahim-Fatma Kardeş [Mutluluk]
*En İyi Kostüm: Naz Erayda [Yumurta]
*En İyi Ses Tasarımı-Miksaj: Orçun Korluca [Mutluluk]
*En İyi Özel Efekt: Ödüle değer çalışma yok

Detaylı bilgi için: http://altinportakal.tursak.org.tr

Bu yazı 630 defa okundu.

Etiketler: ,

Son izlediğim filmler – 3

Bu aralar son dönem Türk filmlerini (2000 ve sonrası) arşive katma ve izleme çabası içindeyim. Konu Türk filmleri olunca sağda solda kalmış, ideolojik vs sebeplerle resmi olmasa da fiilen sansüre uğramış ve festivaller haricinde gösteril(e)memiş birçok filmle karşılaşıyoruz. Ya da herhangi bir sebepten izleyemiyoruz.

Türk filmleri sevdası bende yakın zamanda yaptığım kısa bi araştırma sonrası başladı. Bunu ateşleyense, araştırma sonrasında umduğumdan çok fazla sayıda filmin çekilmiş olması ve sinemada gösterime giren filmlerle karşılatırıldığında sayı bakımından arada büyük bi uçurum olmasıydı. İsmi duyulmamış, kıyıda köşede kalmış onca film….

Şimdi yazacağım 3 tanesi sinemalarda gösterildi fakat ilki dışında diğerlerinin çok fazla tanıtımının yapıldığını hatırlamıyorum. Bahsedeceğim filmlerden ilki “Kısık Ateşte 15 Dakika”, ikincisi Vildan Atasever’in oyunculuğunun ne denli kaliteli olduğunu ispatlayan, şüphelerimi ve önyargılarımı ortadan kaldıran “Kader”, üçüncüsü ise Nuri Bilge Ceylan’ın yönettiği ve başrolünü eşi Ebru Ceylan’la paylaştığı “İklimler”… devamı »

Bu yazı 543 defa okundu.

Etiketler: , , ,

Son izlediğim filmler – 2

Son günlerde birkaç film izleme şansı buldum yine. Birbirinin ardından reklamsız ve durmaksızın izlemenin tadı da bir başka…

Lafı uzatmadan filmlere gelelim. Neler izlemişiz bir bakalım: The Devil Wears Prada, Elizabethtown, R.V., She’s The Man, Music and Lyrics, Disturbia ve Man of the Year.

The Devil Wears Prada‘daki oyunculuğuyla Meryl Streep en iyi kadın oyuncu dalında Oscar’a aday gösterilmiş fakat kazanamamıştı ancak aynı dalda Altın Küre ödülünün sahibi olmuştu. Film New York moda dünyasının abartılı görüntüsü altında yaşananları anlatıyor. Moda dergileri, kıyafetler, koşuşturmalar hesaplar… Vakti olan izleyebilir. Eğlence niyetine… [6/10] devamı »

Bu yazı 463 defa okundu.

8.İzmir Kısa Film Festivali [*]

Her yıl gerçekleşen Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali‘nin sekizincisine sayılı günler kaldı. Bu sene festivalde bir yenilik var. 35 izmir film festivali de uluslararası İzmir kısa film festivali ile birlikte yapılıyor. Böylece İzmir ikinci önemli film festivaline kavuşmuş oldu.

Bu yılki festival programı 2007 yılında dünyanın önemli festivallerinde ödül almış filmlerden oluşacak. Festival, “Dünyanın En İyi 100 Kısa Filmi” temasıyla birçok önemli ve ödüllü filmi İzmirli sinemaseverlerin ayağına getiriyor.

CineCartoon Uluslararası Karikatür Yarışması bu yıl ilk kez Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali ve 35 İzmir Film Festivali tarafından düzenlenecek. “Sinema ve …” başlığıyla yola çıkan Cine Cartoon’un bu yılki teması “Sinema ve Kadın” olarak belirlendi. Türkiye Karikatürcüler Derneği ile işbirliği yapılarak gerçekleştirilen serginin uluslararası platformda duyurulması için çalışmalar devam ediyor.

[*]Alıntı: İzmir Kısa Film Festivali 

Bu yazı 615 defa okundu.

Son izlediğim filmler

Film izlemeye devam ediyorum.

En son izlediğim filmler Dreamgirls, Next, Deja vu ve The Pursuit of Happyness. 

Dreamgirls 1970ler Amerikası’nda, 3 siyah kızın kurduğu The Dreamettes isimli müzik grubunun gözünden elde ettikleri başarıyı, müzik piyasasının halini ve etrafında dönen olayları anlatıyor. Filmi izlememe neden olan en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında Oscar sahibi olmasıydı. Müzikallerden hoşlananlar için. Benim pek hoşuma gitmedi açıkçası. Müzikleri dışında sıkıcıydı. [5/10]

Next filmini de yalnızca Nicolas Cage oyuncu kadrosunda olduğu için izledim. Nicolas geleceği 2 dakika kadar gören bi adam rolünde. Hayatını Las Vegas’ta sihirbazlık yaparak geçiriyor. Maddi durumunu da kumar masalarında yeteneği sayesinde idare ediyor. Bu yeteneğini keşfeden federaller adamın peşine düşüyor bir nükleer bombayı etkisiz hale getirmesi için. Sonra olaylar gelişiyor haliyle. Görüntü açısından güzel, sürükleyici. iki dakika sonra olacaklarla o an yaşananlar arasındaki geçişler hoş. Akıcı, seyredilebilir. [7/10] devamı »

Bu yazı 512 defa okundu.

Toplam 2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12